Neden Her Şeyi Son Güne Bırakırız?
Teslim tarihine haftalar var, ama iş bir türlü başlamıyor. Sonra son gece gelir ve birkaç saatte haftalarca yapılamayan şey bitirilir. Bu döngü size tanıdık geliyorsa yalnız değilsiniz. Erteleme, insanların çok büyük bir kısmının zaman zaman yaşadığı evrensel bir davranıştır.
Peki yapmamız gerektiğini bildiğimiz bir işi neden bilerek geciktiririz? Psikoloji araştırmaları, bu sorunun cevabının zaman yönetiminden çok duygularla ilgili olduğunu gösteriyor.
Erteleme Bir Duygu Yönetimi Sorunudur
Pek çok psikolog, ertelemeyi kötü bir zaman yönetimi alışkanlığı olarak değil, duyguları düzenleme biçimi olarak tanımlıyor. Sıkıcı, zor ya da belirsiz bir görev, içimizde huzursuzluk yaratır. İşi ertelemek, o rahatsız edici duygudan kısa süreliğine kurtulmamızı sağlar.
Sorun şu ki bu rahatlama geçicidir. İş ortadan kalkmaz, sadece ileri bir tarihe itilir. Üstelik ertelemenin yarattığı suçluluk duygusu, göreve karşı hissedilen olumsuzluğu daha da artırabilir ve döngü güçlenir.
Erteleme sırasında yapılan şeyler de bu açıdan anlamlıdır. Ödev yerine dolap düzenlemek ya da rapor yerine e-postaları temizlemek gibi davranışlar, kişiye hem rahatlama hem de bir şey başarmış olma hissi verir. Bu duruma bazen "verimli erteleme" de denir.
Beyin Neden Şimdiyi Seçer?
İnsan beyni, uzak gelecekteki ödüllerden çok anlık ödüllere değer verme eğilimindedir. Ekonomide ve psikolojide bu durum zamansal indirgeme olarak bilinir. Bir ay sonraki sınav başarısı soyut görünürken, şu anda telefonda geçirilecek birkaç dakika somut ve çekicidir.
Bazı araştırmalar, insanların gelecekteki kendilerini neredeyse başka biri gibi algıladığını da öne sürüyor. Bu yüzden işi "yarınki ben" halleder düşüncesi kolayca benimsenir. Ne yazık ki yarın geldiğinde aynı tercih yeniden yapılır.
Bu eğilim, insanlık tarihinin büyük bölümünde mantıklı olmuş olabilir. Atalarımız için hayatta kalmak, çoğunlukla anlık ihtiyaçlara odaklanmayı gerektiriyordu. Uzun vadeli projeler ise modern yaşamın getirdiği görece yeni bir durumdur.
Son Tarih Etkisi
Teslim tarihi yaklaştıkça işe başlamak birden kolaylaşır. Bunun nedeni, gecikmenin bedelinin artık somut ve yakın hâle gelmesidir. Kaygı, bu noktada ertelemenin değil, harekete geçmenin yakıtına dönüşür.
Bazı insanlar baskı altında daha iyi çalıştığını söyler. Ancak araştırmalar, sürekli son ana bırakılan işlerin genel olarak daha fazla stres ve daha fazla hatayla sonuçlandığını gösteriyor. Baskı altında hissedilen yüksek odaklanma, çoğu zaman iyi bir sonuç değil, sadece işin bitmesini sağlar.
Psikolojide Parkinson Yasası olarak bilinen gözlem de burada akla gelir: İş, kendisine ayrılan süreyi dolduracak kadar uzar. Bir göreve iki hafta verildiğinde, iki hafta boyunca zihinde yer kaplar.
Öğrenciler üzerinde yapılan bazı çalışmalarda, kendi teslim tarihlerini belirleme hakkı verilenlerin bile işleri son ana bırakma eğiliminde olduğu görülmüştür. Ara tarihler dışarıdan konulduğunda ise sonuçların genellikle daha iyi olduğu bildirilmiştir.
Erteleme Tembellik midir?
Ertelemeyi tembellikle karıştırmak yaygın bir yanılgıdır. Tembel biri bir şey yapmak istemez ve bundan rahatsız olmaz. Erteleyen kişi ise işi yapmak ister, ama başlamakta zorlanır ve bunun için kendini suçlar.
Mükemmeliyetçilik de ertelemenin önemli nedenlerinden biri olabilir. Bir işi kusursuz yapamayacağından korkan kişi, hiç başlamamayı tercih edebilir. Başarısızlık korkusu ve belirsiz talimatlar da benzer şekilde başlangıcı geciktirir.
Uzmanlar, ertelemenin kişilik özellikleriyle de ilişkili olabileceğini belirtiyor. Özellikle düzen ve öz disiplin gibi özellikleri daha düşük olan kişilerin daha sık erteleme eğiliminde olduğu görülüyor. Yine de bu, kimsenin değişemeyeceği anlamına gelmez; alışkanlıklar zamanla yeniden şekillenebilir.
Döngüyü Kırmak İçin Neler Biliniyor?
Araştırmalar ve uzmanlar bazı basit yaklaşımların işe yarayabildiğini belirtiyor. Büyük bir görevi küçük ve net adımlara bölmek, başlangıçtaki direnci azaltır. "Sadece 10 dakika çalışacağım" gibi küçük bir hedef, çoğu zaman işin devam etmesini sağlar.
Dikkat dağıtıcıları ortadan kaldırmak, ara hedefler koymak ve kendine karşı daha anlayışlı olmak da önerilen yöntemler arasında. Bir çalışmada, erteledikleri için kendilerini affeden öğrencilerin sonraki sınavda daha az erteleme yaptığı görülmüştür.
Erteleme herkesin yaşadığı insani bir davranıştır. Ancak günlük yaşamı ciddi biçimde etkileyen, sürekli ve kontrol edilemeyen bir erteleme, dikkat ya da kaygı ile ilgili başka durumların işareti olabilir. Böyle durumlarda bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.
Teknolojinin de bu döngüde rolü var. Sürekli bildirimler ve sonsuz akan içerikler, zor bir göreve kıyasla her zaman daha kolay bir kaçış sunar. Telefonu başka bir odaya koymak gibi küçük değişiklikler bile çalışmaya başlamayı kolaylaştırabilir.
Son olarak, bazı insanlar işin en zor kısmıyla güne başlamayı yararlı buluyor. Böylece günün geri kalanı, o ağır görevin gölgesi altında geçmiyor ve zihinsel yük azalıyor.
Daha fazla bilgi
Ertelemecilik, erteleme eğilimi veya prokrastinasyon belirli bir süre sonunda tamamlanması gereken bir görevi yapmaktan kaçınmadır. Olumsuz sonuçları olabileceği bilinmesine rağmen bir göreve başlama ya da tamamlamayı adet olarak ya da kasıtlı olarak ertelemek olarak da belirtilebilir.
Sık sorulan sorular
Erteleme ile tembellik aynı şey mi?
Hayır. Tembellikte isteksizlik vardır, ertelemede ise kişi işi yapmak ister ama başlamakta zorlanır ve çoğu zaman suçluluk hisseder.
Baskı altında daha iyi çalışmak gerçek mi?
Bazı insanlar öyle hissetse de araştırmalar son ana bırakılan işlerin genellikle daha fazla stres ve hatayla sonuçlandığını gösteriyor.
Mükemmeliyetçilik ertelemeye yol açar mı?
Yol açabilir. İşi kusursuz yapamama korkusu, kişinin hiç başlamamasına neden olabilir.
Ertelemeyi azaltmak için ne yapılabilir?
İşi küçük adımlara bölmek, kısa çalışma süreleri belirlemek ve dikkat dağıtıcıları uzaklaştırmak sık önerilen yöntemlerdir.
Animasyonlu hâlini Keşifora YouTube Shorts'ta izle →


